Distal kolon ve rektosigmoid girişimlerde sigmoidoskopi donanımları neden ileri mühendislik hassasiyeti gerektirir?
Kolorektal kanser öncüsü poliplerin erken teşhisinde, distal ülseratif kolit takibinde, radyasyon proktiti değerlendirmelerinde ve akut sigmoid kolon volvulusunun acil non-operatif redüksiyonunda rektumdan başlayarak inen kolonun alt sınırına (yaklaşık 25 cm ila 60 cm) kadar uzanan bağırsak segmentini incelemeyi sağlayan sigmoidoskop donanımları; gastroenteroloji ve kolorektal cerrahinin en yoğun hasta sirkülasyonuna sahip enstrümanlarıdır. Tıp literatüründe bu anatomik koridorun incelenmesi sürecine sigmoidoskopi adı verilir. Klinik pratikte bu disiplin iki farklı mühendislik yapısıyla yürütülür: Ameliyathane ve poliklinik cerrahi girişimlerinde kullanılan 25 cm ila 35 cm uzunluğunda, hava insüflasyonlu rijit metal kovan ve optik teleskoplardan oluşan rijit sigmoidoskop sistemleri ile sedasyonsuz ofis taramalarında kullanılan 60 cm çalışma uzunluğuna sahip 4 yönlü bükülebilir fleksibl sigmoidoskopi video cihazları.
Rijit sistemlerde, lümenin kollabe olmasını önlemek ve bağırsak kıvrımlarını düzleştirmek amacıyla kovan arkasındaki hava körüğü (puar) ile lümene sürekli kontrollü basınç verilir. Bu esnada cerrahın baktığı optik vizör veya kamera bağlantısı, gövde boyunca uzanan Hopkins rod-lens (cam çubuk mercek) mimarisi ile aydınlatılır. Ancak anatomik olarak sigmoid kolon, rektum gibi düz bir kanal değildir; pelvik tabanda değişken açılı virajlar ve spastik kasılmalar barındırır. Rijit bir muayene esnasında hekimin kıvrımları aşabilmek için uyguladığı manivela (kaldıraç) kuvvetleri, 30 cm uzunluğundaki paslanmaz çelik tüp üzerinde mikron seviyesinde eğilme gerilimi yaratır. Dış gövde tüpü yalnızca 0.04 mm eğrildiğinde dahi içteki silindirik cam çubuk mercekler optik merkezini kaybederek birbirine çarpar. Merceklerin çatlaması okülerden bakıldığında hilal şeklinde siyah gölge (half-moon shadow) oluşturur, ışık kırılmasını bozar ve bağırsak lümeninin odaklanmasını imkansız hale getirir.
Bununla birlikte, sigmoidoskopik girişimlerin en kritik başarısızlık sebebi pnömatik insüflasyon kaçağıdır. Kovan arkasındaki menteşeli cam kapakta, biyopsi kapağında veya puar bağlantı musluklarında meydana gelen conta aşınması; bağırsağa basılan havanın dışarı kaçmasına ve lümenin aniden sönmesine yol açar. Lümenin çökmesi cerrahın forseps veya elektrokoter kullanırken bağırsak duvarını perfore etme riskini doğurur. Diğer yandan 60 cm fleksibl video modellerinde, kalın bağırsağın sert peristaltik direnci kumanda gövdesindeki artikülasyon tellerinin uzamasına, nötr merkez boşluklarına ve büküm açısının 180° altına düşerek sigmoid kıvrımların dönülememesine neden olur. Üstelik her işlemden sonra 134°C otoklav buharına veya kimyasal dezenfektan banyolarına giren cihazda conta açılması, mercek aralarında ameliyat ortasında kalıcı buğulanma (fogging) yaratır ve mikro video sensörlerini korozyona uğratır. Tıpkı rektoskop, proktoskop veya kolonoskopi aygıtlarında olduğu gibi, sigmoidoskopi enstrümanlarında da mekanik veya optik bir gevşeme doğrudan perforasyon komplikasyonuna zemin hazırlar. EndoVisions biyomedikal optomekatronik laboratuvarı; temiz oda şartlarında optik kolimatörler, mikro lazer kaynak istasyonları, pnömatik basınç tutma test odaları, 0.01 mm eksenel doğrultma tezgahları ve kuru azot (N2) basım fırınlarıyla sigmoidoskop sistemlerinizi sıfır kaçak ve kristal optik netlik standardında revize eder.